AKADEMİK BİR ÇALIŞMA OLARAK PORNO ve MAKARNA YERKEN SELİM ABİ’Yİ ÖZLEMEK

Bilgi Üniversitesinde bitirme tezi olarak porno film çekilmesi olayını duymuştur herkes. Çok da bulaşmak istemeyeceğim türden bir konu aslında ama dün akşam Davut, ne yaptı etti lafı buraya getirdi. Hayır porno seyretmiyorduk tabii, mutfakta makarna yapıyorduk.

Neyse, şimdi hepimiz özgürlükçüyüz ya, hele de üniversitelerde özgürlük çok daha hassas bir konu. Akademik ortamda bir araştırma konusu sınırlandırılabilir ya da sansürlenebilir mi? Tabii ki hayır. Bir toplumda hürriyet bilinci yerleşecekse önce üniversitelerin hürriyet sınırlarının genişlemesi gerekir.

İşte ben böyle hürriyet filan konuşunca Davut da bu Bilgi’deki olaya geldi yine. Öyleyse bir öğrencinin bitirme tezi olarak porno film çekmesi de akademik anlamda sansürlenemez falan filan dedi. Ben de güldüm tabii. Öyleyse dedim, bir öğrenci de bitirme tezi diye snuff çeksin. Tabii anlamaz Davut öyle ileri derece porno türlerinden. O nedir diye sordu? Anlattım ben de, birkaç tane film var bu konuyu işleyen, onlardan bahsettim. Snuff filmlerin sonunda bir kişinin, çoğunlukla kadın olan bir kişinin öldürüldüğü filmler bunlar dedim. E, ne var ki bunda dedi. Kadın oyuncunun rol gereği değil, gerçekten de öldürüldüğünü söyledim. Bildiğin cinayet yani. Ne zevk alıyorlarmış bunu seyretmekten… Ben ne bileyim ne zevk aldıklarını, köpekleşmenin sınırı mı var ki!

E, yani, madem porno film çekmek özgürlük oluyor, cesaret oluyor, al bu da en alası cesurluğun. “Katılmıyorsun yani” dedi Davut. “E herhalde” dedim ben de. Nesine katılayım, bayağı rezillik işte. Pornografiyle ilgili bir araştırma ödevinden ya da porno sektörünün dünya ekonomisindeki yerinden veya pornografinin psikolojik bağlamda incelenmesinden, bu konuda bir araştırmadan bahsetmiyoruz ki, bayağı bir porno film çekmekten bahsediyoruz. Bunu da yapınca tam modern olacakmışız.

Bilgi’nin yönetimi ve idaresiyle ilgili dönen dolaplar ve bu dolapların hükümetle ilişkisi vs. de önemli tabii, ama şu filmi çeken çocukların bununla alakası yok. Bu çocuklar hakikaten önemli bir şeyi başardıklarını sanıyorlar. Yarın bir kimya öğrencisi de yepyeni bir uyuşturucu üreterek verir bitirme ödevini, özgürlük ve modernleşmede daha da büyük adımlar atarız. Değil mi ama, şimdi fizik ya da makine mühendisliği okuyan bir öğrenci atom bombası gibi “muhteşem” bir silah geliştirse, bütün ülke onu ayakta alkışlamayacak mısınız?

Ha bu arada, televizyonlarda, hem de en “ciddi” iki haber kanalında siyaset programı yapan, ciddi gazetelerin köşelerinde yer tutan iki

adam (Cüneyt Özdemir ve Ahmet Hakan Coşkun) da twitterda bu filmi seyretmek üzerine “geyik” yapıyorlar. Birisi C.Ö. “az sonra” diye yazarak internet abazalarının ağzını sulandırıyor, öteki de “hadi ama” diyerek internet abazalarının diliyle karşılık veriyor. Sorsanız, değerlendirdikten sonra yayınlayacaklarını “esprili bir şekilde” ilan ettiklerini söylüyorlar. Cüneyt Özdemir nette kendisine “yayınlayacağım deyip neden yayınlamadın?” şeklinde gelen maillere şaşırdığını söylüyor şurada. “Porno film elimde, seyrediyoruz, az sonra yayınlayacağız” diyorsunuz. Bunu internette yapıyorsunuz. Sonra da yayınlamadığın için kızanlara şaşırıyorsunuz. Pes! Ya hakikaten çok safsınız, ya da apaçık dalga geçiyorsunuz. Netteki abazalardan bahsetmiyorum, sizi ciddi bir gazeteci olarak takip eden okuyucu ve izleyicilerinizden bahsediyorum!

Derken sosu da pişti makarnanın. Oturduk afiyetle yedik yemeğimizi. Ayran içerken geldi aklıma, filmde oynayan kızın annesi filmi görmüş müdür, ne hissetmiştir diye?… Çok geri kaldım ben çoook, Selim Işık yaşasaydı da tutup çekseydi beni omzumdan… Ya da, ne bileyim birlikte makarna yerdik belki, ben, Davut ve Selim Abi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.