Haber: Susun! Suç işliyorsunuz! (DurDe)

“Bay General, sana inat, bilinmeyen diller uydurasım, hep o dillerde konuşasım geliyor. Aynı bilincim gibi, ülkemi de seksen parçaya bölesim geliyor. Sen böyle koyu siyah ve sert tondan, yani babam gibi konuştukça, buradan Ankara’ya uçan tekme atasım geliyor. Tabancanın namlusuna gül tıkasım, hergün daha da ölesim geliyor.” A.Davut

Genelkurmay Başkanlığı 17 Aralık 2010, Cuma günü resmi internet sitesinden beş maddelik bir bildiri yayınladı. Bildiri “basın açıklamaları” bölümümde yer aldıysa da yeni bir muhtıra niteliği taşıyor.

Kürt siyasal hareketinin son günlerde yükselttiği anadili kullanımına cevaben yazılan muhtıranın 4. Madde’sinde şöyle deniyor:

Son günlerde “Dilimiz” üzerinde kamuoyunun gündeminde yer alan birtakım tartışmaların,  cumhuriyetimizin temel kuruluş felsefesini kökten değiştirecek bir noktaya doğru hızla götürülmeye çalışıldığı endişeyle izlenmektedir.”

Nüfusun ikinci en büyük etnik grubunu oluşturan yurttaşların anadillerini konuşma gibi en temel insan haklarından birine yönelik istekleri “endişeyle izleniyormuş”. İnsanların annelerinden öğrendikleri dili konuşmaları Genelkurmay Başkanlığı’nı neden endişelendiriyor? Genelkurmay Başkanlığı’nın görev alanı dâhilinde insanların hangi dili konuşmak istediklerini izleme gibi bir görev mi var? Şüphesiz ki yok. Genelkurmay Başkanlığı’nın yegâne görevi emrindeki orduyla, sivil siyasi iradenin gösterdiği biçimde ve talimatları doğrultusunda ülke sınırlarını korumaktır. Bunun da çerçevesi bellidir ve siyasi irade tarafından verilecek emirlerle yerine getirilir.

***


Muhtıranın 5. Madde’si daha da vahim:

“Türk Silahlı Kuvvetleri; Devletin, Anayasamızda yer alan, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma görevi kapsamında; Ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir.”

Biz bu koruma görevinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Genelkurmay’ın ülkeyi korumaktan anladığı askeri darbe yapmaktan başka bir şey değildir. 1960, 1971, 1980, 1997’de ülkeyi darbe yaparak ‘korudular’. 27 Nisan 2007’de yine böyle korumaya kalkıştılar. Balyoz, KafesErgenekon Davaları’ndan öğreniyoruz: camileri bombalayacaklar, çocukları denizaltılara doldurup katledecekler, kendi jetlerini düşürüp Yunanistan’ın üzerine atacaklar, gayrimüslim yurttaşlarımızı öldürecekler, yüz binleri tutuklayıp stadyumlara dolduracaklar… Eksik olsun! Biz bu korumayı istemiyoruz! gibi darbe planlarıyla 2004-2005’te nasıl koruyacaklarını şimdi

***

Üstelik Genelkurmay’ın bu açıklamayı yapması, kendilerini bağlayan Askeri Ceza Kanunu Md. 148/C ve E’ye göre “1 aydan 5 yıla kadar hapis” gerektiren bir suçtur. Bağlı bulunduğu yasaya bile başkaldıran beli silahlı devlet memurlarının ülkelerini koruyacağına güvenilemez.

DurDe Girişimi bu açıklamasıyla Cumhuriyet Savcıları’nı göreve çağırır ve tüm yurttaşları darbe heveslisi silahlı devlet memurlarına tepki göstermeye davet eder.

 

19 Aralık 2010

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.