HİÇ… (cfk.)

“ ‘Hiç’ diye başlayıp sabaha kadar yazmak istiyorum. Boynumdaki muskaya takılmış elim, önümdeki mavimsi duvara bakıyor ve içimdeki boşluğu seyrediyorum. Keşke hakikaten kaptırabilseydim kendimi diyorum, herhangi bir amaca. Sıradan olmaktan bu kadar korkmasaydım belki en sonunda bu kadar sıradan olmaz ya da kalmazdım. Kibarca “seni istemiyorum” demenin bir yolunu bulamayan çocuklar ve kadınlar yüzünden ve bir de şu malum otobüsdurağındaunutulmuşlukhissinden ötürü sıradanım ben de. Ama işte, o sıradan değil, ben bu sıradanım maalesef.

Sabahleyin haberlerde Fukuşima’da nükleer santralde patlama olduğunu okuyunca panikle Emir’e “Hemen kaç, kurtar kendini oradan!” diye mesaj atasım geldi ama yazmadım. Kyoto’da nasılsa o, bi’şey olmaz dedim. Şimdi gecenin bu saatinde okuyorum, Fukuşima’da alevler yükseliyormuş. Dokuz şiddetinde delikanlı bir deprem ve ardından dev dalgalarıyla kızkardeşim Tsunami ve şimdi de altına kaçıran küçük kardeş misali nükleer santraller. Benden başka kimse yok mu yani şimdi, Japonya’daki arkadaşlarını kıskanan. Biz burada ne yapıyoruz: İbrahim Tatlıses’i kim vurdu, Deniz Baykal İklim Bayraktar’la kırıştırdı mı, Tayyip Erdoğan bugün de sinirli mi, Ezel intikamını alacak mı, kitaba red cevabı vermeyen yayınevi kaldı mı, Kaddafi hakikaten Bingazi’yi geri aldı mı, müslüman erkekler neden başörtülü seksi kızlarla değil de başı açık kızlarla evleniyorlar…?”

“Napıyorsun Usta ya!”

“Ne napıyorum, bırak, çek elini!”

“Ben yazacaktım ama, öyle anlaşmıştık. Harbi uyuzsun ha!..”

“Bozdum anlaşmayı, saçmalamaya başlayacaktın.”

“Hah, sen de çok güzel toparladın ya!”

“Uzatma Davut, yazamıyoruz bırak bari kusalım.”

“Aman iyi, kus.”

“Kusmak… Kusmak demişken…”

“E oha ama!”

“Yok lan, manyak mısın nesin ya!”

“E ne o zaman?”

“Ben asılş bu şehit aileleri muhabbetine ifrit oluyorum…”

“Aman Usta. Bak bir okuyan duyan olur.”

“Ya bırak allasen. Ne halt ederlerse etsinler. Ölüm üzerine diretmenin ahlakı nerdedir? Birisi çıkmış diyor ki “evladım hiç uğruna mı öldü?” Eee, yani? Ötekilerin evlatları da ölsünler, bu mu yani, bu mu rahatlatacak seni!”

“Ya tamam da sana ne! Ölen dirilen sen misin?”

“Ne demek sanane abicim, ahlak evrensel bir şeydir.”

“Yok ya!..”

“Ruhumu eziyorlar artık Davut. Ötekiler de çıkmış ‘Benim oğlum/kızım bağımsızlık uğruna öldü, barış istemiyorum.’ diyor. Oh ne güzel memleket, di mi ya! Bura benim vatanım, yok benim vatanım diye savaşıyorlar. Hemen de kahraman oluyorlar. Ulan bir kere bütün buralar benim vatanım, size ne oluyor!..”

“Hah, aferin! Ne oldu şimdi, rahatladın mı?”

“Yok, rahatlamadım!..

Şu an ancak Fukuşima’daki reaktörün içinde rahatlarım ben.”

“Emir ne yapmıştır acaba?”

“Emir kim lan?”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.