MEDYA ve ER BRADLEY MANNING

Wikileaks’e bilgi/belge sızdırmakla suçlanan Er Bradley Manning hakkında, MSNBC televizyonuna röportaj veren Julian Assange şöyle konuşmuş:


“Bu genç adamın bizim kaynağımız olup olmadığını biz de bilmiyoruz, teknolojimiz buna göre kurulu. Bu insanları korumanın en iyi yöntemi. Ama suçlamalara bakalım. Ortaya çıkan belgelerin arkasındaki ismin bu genç adam olup olmadığı bir tarafa; benden bile daha kötü koşullarda, 6 aydır 5000 saattir hücre hapsinde askeriyenin elinde tutuluyor. Sadece haftada bir ziyaretçi hakkı var. Avukatı durum kötüleştikçe müvekkilinin ruhsal sağlığının da kötüleştiğini söylüyor.
Suçlamalar haklıysa bile bu adam politik nedenlerle hareket etti. Yani bir siyasi suçlu. 6-7 aydır duruşmaya çıkarılmadan hapiste tutuluyor. İnsan hakları örgütleri onun hangi koşullar altında tutulduğunu araştırmalı ve bunun hukuki prosedürlere uyup uymadığına bakmalı….”

WikiLeaks ve Assange’i bir kenara bırakırsak, bu Er Manning olayı bana Deniz Baykal‘ın seks skandalını hatırlattı. Ne olmuştu? Ana muhalefet partisi, daha da önemlisi TC’nin kurucu partisinin uzun yıllar boyunca liderliğini yapan bir kişinin, evli ve çocuk sahibi olan bir genel başkanın, yine evli ve çocuklu olan bir sekreteriyle zina yaptığı ortaya çıkmıştı. Ama biz, yani basın, neyi tartışmıştık? Tele kulaklar, gizli kameralar, komplolar vs., yani olayın ortaya çıkış biçimi. Ahlaki açıdan doğru değildi elbet bu haber alma yöntemi, ancak ortaya çıkan gerçek, ortaya çıkma şeklinden çok daha iğrençti. Evlilik dışı ilişkinin normalleştiği, medya yoluyla eşini aldatmanın es geçilerek sıradanlaştığı bir deneyimdi kamuoyu için. Dibine doğru son sürat gidiyoruz, çok şükür, modernizmin!

 

Şimdi de ABD’de, takip edebildiğim kadarıyla, Manning’in “devlet sırrı” denilen bilgileri kamuya açıklanması suçunu işlediği ve bir tür vatan haini olduğu üzerinde duruluyor ve bunun tartışması yapılıyor.

Ortaya çıkan ve devlet sırrı olduğu söylenen gerçek ne peki? 2007 yılında Bağdat’ta bir ABD Apache helikopterinin bir Reuters fotoğrafçısı ve şoförünü öldürdüğü gerçeği. Bir takım siyasi ve ekonomik çıkarlar sebebiyle Afganistan‘a gelip yerleşen ve oradaki sömürgesini güçlendirmeye çalışan ABD’nin, aynı Irak‘ta ve diğer bir çok yerde olduğu gibi kendi sömürgesinde işlediği cinayetler, yaptığı katliamlar değil de bu gerçeklerin ortaya çıkma biçimi daha önemli oluyor. Kimin gözünde? Medyanın ve dolayısıyla kamuoyunun…

Medya denilen organizmanın özgürleştirici hiçbir yanı olmadığının apaçık göstergesidir bu örnekler. Bazen size özgürlük gibi görünen bir köşe yazısı, bir gazete manşeti ya da tv’deki bir tartışma programının bütün edimi, hareket alanı, o medya organının patronunun ayakkabısının ucuna kadar genişleyebilir ancak. Silah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, medikal kapitalizm ya da başka türden bir sömürgeciliği icra eden çok uluslu sermayenin küçük uzantılarıdır medya organları.

Evet, internet siteleri gibi bağımsız küçük medya organları da var. Ancak bu küçük medya, çevre hareketleri de ya topluma seslenme, kamuoyu denen şeyi yönlendirme yetisine sahip değiller, ya da dolaylı yollardan merkezdeki damara bağlı olmaktan kurtulamıyorlar. Kurtulmaya çalışanları da yine büyük medya ağı tarafından sindirilip dışarı atılıyor. Medyanın çeşitli kademelerinde çalışan adalet duygusu ve vicdanı çürümemiş gazeteciler var. Ancak onlar da çoklukla kukla gibi kullanılır, en asil niyetlerle ulaştıkları haberler yine ana damarın, küresel sermaye başta olmak üzere irili ufaklı güç merkezlerinin amaçlarına ve çıkarlarına göre düzenlenip kamuoyuna o şekilde sunulur. Sindirilip çıkartılır yani. Etrafta sürekli bir kokunun olmasının nedeni de bu dışkıların üzerine sifon çekilmemeye özen gösterilmesidir. Şekle sokulmuş, hizaya getirilmiş bilgilerden gelen kokular arasında hakikate giden yolları bulmak ve ilerlemek neredeyse imkansızdır artık.

***

Öte yandan, Er Manning ile ilgili Türkiye basınında ne kadar haber okuyoruz? Neredeyse hiç. Çünkü bizim umurumuzda değil aslında WikiLeaks olayı. Ne hükümet ve taraftarlarına ciddi bir zarar verebildi belgeler, ne de muhalefete beklediği kozları. Ha Afganistan’da, Irak’ta şu cinayetler işleniyormuş, bu insanlık suçları işleniyormuş, ne önemi var. Kaç Türk öldü, onu bilelim yeter. Şu uçak kazalarındaki gibi, ölen Türk sayısına göre haber değeri vardır her olayın.

 


Yani biz tabii ki ırkçı değiliz, tarihimizde ne Ermeni soykırımı var, ne Müslüman kıyımı, ne de Kürtler’in kılına zarar vermek. Ne Yezidilere, ne Nasturilere, ne de Rumlara bir zararımız dokundu. Her şeyin bir nedeni, bir sebebi, bizi temize çıkaracak bir gerekçesi vardır muhakkak. Müslüman’ız, Sünni’yiz ve hepsinden önemlisi asil kanımızla biz tertemiz Türkleriz. Herkes bize karşı, herkes bizi arkamızdan vuruyor, her şey biz dünyanın efendisi olmayalım diye yapılıyor.

Bizde hakikati perdeleyen koku da yüz yıldır değişmedi. Çeşit çeşit biçimlerde ve isimlerde de olsa ana başlık hep aynıydı: Milliyetçilik. Er Bradley Manning ABD askeri hapishanesinde işkence mi görüyor, onun hakkını kim savunuyor, bu hiçbir zaman önemli olamaz bizim için, çünkü WikiLeaks de zaten koskocaman bir Yahudi Oyunudur.

Aferin bize!

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.