MEKTUP (5 temuz 2010)

Aslında hiç karanlık olmayan bir boşluk duygusu var, ben dahil hemen herkesi etkileyen, biliyorum. Onun etkisi, onun bulantı verici bir sonucu olarak çoktandır dolup taşmış olmama rağmen aslında hâlen sürüyor üretkenlik babında tıkanıklığım. Önceki yıllardan örnek olabilecek birkaç metni ekledim buraya. Yavaş yavaş, ruhum kıpırdadıkça başka yazılar da eklerim muhtemelen. Mesela aradan geçen 7-8 yıldır epeyce bir film seyrettim. O filmlerle ilgili aldığım notlar ve çoğunlukla ekşisözlük’te harcadığım karalamalar var. Belki ufak tefek onların arasından da bir şeyler toparlayıp eklerim diye umuyorum.

Öte yandan yayınlanmış kitaplarımın ikisi de piyasada neredeyse hiç yok. “Deccal..”i basan yayınevi zaten kapanmıştı, bunca yıl sonra İnkilap’a da gidip niye basmıyorsunuz kitabımı diyemem artık. Çıkıp da “sen niye yazmıyorsun yenisini” derse birisi maazallah tepem atar kavga çıkartırım filan, ayıp olur. Burada bir yerlere not düşmüştüm gerçi ama yine söyleyeyim, “Körsek Yolculuk” adında bir öykü kitabı var aslında hazır olan. Birkaç köşe başı tutan yaınevine (iletişim, metis gibi) göndermiştim zamanında ama ses çıkmadı tabii. (Ah o kurallar!..) Herneyse, demem o ki yayınlanmış olan iki kitabın tamamını da burada yeniden yayınlamak düşüncesindeyim. Adamım Davku ve Deccal Bizi Kılıçtan Geçir. Blogdan haberi olanlar alsın okusun kullansın dağıtsın harcasın diye. Körsek Yolculuk için de bir güzellik düşünüyorum. Belki bir iki yere daha başvururum ama çok da uzatmayacağım. 20 yaşında aşındırdığım o malum kapıların önünde bekleyemeyecek kadar ihtiyarladım artık. Olmadı onu da salarız internet semalarına.

Yazmakta olduğum romandan pek bahsetmeyeceğim artık. En azından doğru dürüst bir yazma hızı yakalayana kadar. Yine arada bir Davûdî günlükler, ceff-el kalemnameler.. belki biraz da tepemi attıran konularda politik mırıltılar çıkarabilirim.

Sonuçta bundan 15 yıl önce kendi kendime “10 kişi istiyorum” demiştim. Yazdıklarımı, söylediklerimi duyabilecek on çift kulak, on çift göz istiyorum. Adamım Davku yayınlandığı zamanlar sanırım aşağı yukarı on kişi vardı M.Batur’u okuyan. Heralde uğradıkları ihanetin ardından onları yeniden bulamam bir daha ama fark etmez, on kişilik kontenjanımı yeniden hedef seçebilirim sanırım kendime.

Neyse, şimdilik budur sözüm. Sağlıcakla kal ey dalgın ve düşünceli kari, gözlerinden öperim.

mehmet (mahcup) batur

23:50

hamiş: “kari”de “a” uzun okunur. Osmanlıca okuyucu demektir. (niye açıklama gereği duyduysam artık…)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.