POLİS AMCA BENİ ÖLDÜRSEN E!

Bir şeye karşı olmak, bir olay karşısında bütünüyle veya kısmî bir politik tavır almak neden bu kadar kör kör gözüne parmak olmak zorunda?.. Kim neye tepki veriyor neden bunu anlamak bu kadar zor?..

Fenerbahçe Galatasaray tartışmasında ben, bir Fenerbahçeli olarak takımımı haklı çıkarmak üzere girerim tartışmaya. Haklı haksız, çok da önemli değildir söylediklerim, önemli olan: söz düellosunda son darbeyi vuran ben olayım yeter. Neden böyle yapıyorum, çünkü futbolu ve Fenerbahçe’yi ciddiye almıyorum. Galatasaraylı arkadaşımı şakadan da olsa kızdırmış olmanın eğlencesinden öteye gitmez çünkü bu tartışma.


Peki iş bir öğrenci eylemine yapılan polis müdahalesi olunca, bu müdahalede bir genç kadın karnındaki bebeği kaybedince benzer bir tavır takınabilir miyim? Şaka yapar gibi bir tavır, esprili sözler söyleyebilir miyim? Hayatı, TV haberlerinden öteye gitmeyen bir ciddiyetle algılayan az gelişmiş bir beyin ve haysiyet duvarlarını çoktan aşmış karanlık bir vicdan sahibiysem eğer, evet, gidin omlet yapın filan gibi hiç komik olmayan espriler yapabilirim. Ben o ülkenin başbakanı mıyım, işçisi miyim, hiç önemi yok zaten…



Oradan, yani o taraftan bakınca ne görünüyor acaba? Bir avuç komünist öğrenci, protestonun bo.unu çıkardı, oraya buraya yumurta atıyorlar, her gittiğimiz yerde eylem yapıyorlar ve daha kim bilir daha ne planları var. Kim bu öğrenciler? Tamam, solcular işte, sosyalistler filan da asıl o değil, aralarında “dinci gericiliğe karşı aklın ve bilimin aydınlığı”nı savunanlar da var. Bildiğin Kemalistler işte. Öyleyse işin rengi belli oldu. Bunlar Ergenekoncu!.. Bu mudur kurulan mantık acaba?
Başbakan’ı anladık. Anladık derken, usandık artık öfkesini mazur görmekten. Her hükümetin, her dönemin sağcısı olanları da anladık. Her düzene ayak uydurabilen bu cins insanların tavırları yalakalık ihtisasları gereği zaten tahmin edilebilir. Ben bu olayda Müslümanları anlayamıyorum. Her gün rahmet dilediğiniz Allah’ın karşısına çıktığınızda, “doğmamış çocuğun katlini mazur gördünüz, mazur gösterdiniz” diye sorulduğunda siz o makama “Ama çocuk gayrımeşruydu” mu diyeceksiniz? Kızın ailesinin çocuktan haberi yokmuş mu diyeceksiniz? Onlar Ergenekoncu’ydu mu diyeceksiniz?.. Yoksa bunun sorulmayacağını mı zannediyorsunuz? Gazetelerinizde, köşelerinizde, “aman, bu hükümet kafir değil, ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın savunalım” mı diyorsunuz yani?

Öyleyse burada açıkça söylemem gerek: ben sizden değilim…

Öte yana ise bakmaya bile sıkılıyorum. Haydarpaşa Garı yanıyor haberini aldığı anda “Kesin AKP yakmıştır” diyerek tepki göstermeyi politik tavır almak zanneden güzel insanların tarafı… Kendi yaşam tarzlarında ufacık bir zorlamaya bile tahammülü olmayan sevgili insanlar, yüz yıldır yaşam tarzları baskı altında tutulmuş milyonlarca insanı hiç hesaba katıyorlar mı acaba? Müslümanların yaşam tarzını boş verdim, yaşamı bile güvencede olmayan Kürtler’i hesaba katıyorlar mı acaba? Altı adet oku öyle kırmızı çarşafa sıralayınca hayat anlam kazanıyor ve bütün sorular cevaplanıyor sizin kafanızda, biliyorum. Atatürk kadar milliyetçi, onun kadar devletçi, ama tabii sapına kadar halkçı, devrimci değil ama inkılapçı ve elbette laik… Böyle olunca oluyor mu yani?.. Olmuyor işte…

Otobüste yanında oturan insanın rahatsız olacağını hiç hesaba katmadan yayılarak oturan adamın bir hödük olduğunu söylesem hemen hak verirsiniz bana, öyle değil mi? Peki kimsenin rahatsız etmediği bir yerde keyifle oturuyor ve çayınızı yudumluyorken siz, hiç düşünüyor musunuz o rahatınızın bedeli nedir, o bedeli kim ödüyor diye? Yani 200 metrekarelik dairenizin salonundaki koltuğunda plazma tvnizin karşısına kurulup, haberlerde dayak yiyen öğrenciyi görünce veryansın etmekle politik olduğunuzu mu zannediyorsunuz? Ya da siz, eski ötekisi, yeni burjuvaları ülkemin; siz Başbakanınıza, bakanlarınıza yumurta atıyorlar diye küfrettiğiniz o öğrencilerin harç paralarının ne kadar olduğunu, ailelerinin aylık gelirlerini merak ediyor musunuz?…

….

Sıkıldım… Bu kadar bile uzaması anlamsızdı sözün.

Siz kamuoyunu oldum olası sevmedim zaten. Teker teker gelseniz oturur, konuşur, anlaşırız bir şekilde. Tek tek olduğunuzda çekiliyorsunuz yani, ama bir araya gelip de böyle toplum filan olunca feci sıkılıyorum sizden. O yüzden daha fazla uzatmadan asıl derdime, yani şu polis müdahalelerindeki asıl ayrıntıya geleyim.
Bana sorarsanız, bir polis, aldığı darbeyle yere düşmüş olan bir eylemciyi (ya da herhangi bir canlıyı) tekmelemeye devam ediyorsa, etraftaki diğer polisler de oraya gelip birlikte tekmelemeye, coplamaya devam ediyorlarsa, orada insanlık adına büyük bir suç işleniyor demektir. Orada ezilen, bükülen, harcanan bir eylemci çocuk değil merhamet duygusudur. Yerde iki büklüm kapanmış hareketsiz duran birine vurmaya devam eden insan, insan değildir. Onun amiri de, o amiri hala görevde tuttuğu için ya da kendisi de hala istifa etmediği için iç işleri bakanı da, onun yaptığını mazur gören ve gösterenler de insan değildirler. Ya da, belki de onlardır asıl insan olan. Ama bu durumda ben neyim, onu bilemiyorum!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.